Pzt - Cum 09:00-18:00
·

İşe Davet Yazısının İşçiye Tebliği ve İşverenin Hukuki Sorumluluğu

İşe iade davalarında işçi, kesinleşen kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmalıdır. Aksi halde işverence yapılan fesih, geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur.

İşverenin işe iade başvurusu üzerine işçiyi 1 ay içinde işe davet etmesi gerekir. Bu süreçte, işçinin işe iade başvurusunun samimi olması gerektiği gibi işverenin işe davete dair iradesinin de ciddi ve samimi olması gerekmektedir. İşverenin, tazminat ödememek için yaptığı işe çağrısı gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.

Bu kapsamda, işveren tarafından yapılan işe davetin işçiye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ayrı bir önem taşımaktadır. İşe davet yazısının işçiye ulaşmaması veya işçiyi fiilen işe başlatmaya yönelik gerçek bir irade içermemesi halinde, işverenin samimi bir işe başlatma iradesinin bulunup bulunmadığı tartışma konusu olmaktadır. Nitekim Yargıtay kararlarında da işe davet yazısının tebliğ şekli ve içeriği birlikte değerlendirilmekte; işçinin gerçekten işe başlatılmasına yönelik samimi bir iradenin varlığı aranmaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 10.05.2023 tarihli 2023/3719 E. 2023/6854 K. Sayılı kararında; davalı işverenin, davacı işçinin işverene başvurusu sırasında beyan ettiği son adrese ihtarname göndererek yükümlülüğünü yerine getirdiği belirtilmiştir. Ayrıca tebligatın iade edilmesi üzerine davacı asilin vekiline de işe davet yazısı gönderildiği, bu nedenle beyan edilen son adrese ihtarnamenin tebliğ edilememesinde davalı tarafın kusurunun bulunmadığı ve bu hususta davalıya ayrıca bir adres araştırma yükümlülüğü yüklenemeyeceğine hükmetmiştir.

“…C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; işverence davacı asılın kesinleşen işe iade kararı sonrasında süresinde işe davet edilip edilmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.

2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21 inci maddesi.

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) “Dürüst davranma ” kenar başlıklı 2 inci maddesi şöyledir:

  “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”

3. Değerlendirme

1. Davacı taraf, kesinleşen işe iade kararı sonrasında süresi içinde davalı Şirkete başvuruda bulunarak işe başlatılmayı talep ettiğini, ancak herhangi bir yanıt alamadığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ilişkin kararda tespit hükmü olarak belirtilen mali haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı tarafça usulüne uygun şekilde davacı asılın işe davet edildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

2. Belirtmek gerekir ki 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine aykırılık teşkil eden bir durumun genel yaptırımı, herhangi bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılmasının hukuk düzenince korunmamasıdır (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, 2013, s.570).

3. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından işe başlama talebi ile davalı Şirkete gönderilen 21.12.2017 keşide tarihli ihtarnamede, keşideci-davacı asılın adresi “……. Çengelköy- İstanbul” olarak belirtilmiş olup ihtarname, davalıya 15.12.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça, davacının işe başlatılma isteğinin kabulünü içeren 23.01.2018 tarihli cevabi ihtarname, bildirilen bu adrese gönderilmiş; ancak tebligat, muhatap tanınmadığından bahisle iade edilmiştir. Söz konusu ihtarnameye ekli vekâletnamede de aynı adres, davacı asılın adresi olarak gösterilmiş olup ayrıca davacı vekilince yargılama aşamasında İlk Derece Mahkemesine sunulan 14.08.2018 tarihli “Tensip tutanağında yer alan maddi hatanın düzeltilmesi” talepli ve 25.06.2018 tarihli “Tebligatın iadesi” talepli dilekçelerde de davacı asılın adresi olarak bu adres belirtilmiştir.

4. Davacı tarafça beyan edilen son adrese gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilememesi hâlinde, davalı tarafın, adres araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Zira işe davet ihtarnamesinin belirtilen adrese gönderilmesine bizatihi davacı taraf sebebiyet vermiş olup, tebligat yapılamamasının külfetine katlanacak olan tarafın davalı işveren olduğu söylenemeyeceği gibi davalının adres araştırması yapmadığı gerekçesiyle işe davet beyanında samimi olmadığından da söz edilemeyecektir.

5. Davalı taraf, davacının kendisine beyan ettiği ve ekli belgelerle uyumlu son adresine ihtarname göndererek yükümlüğünü yerine getirmiştir. Üstelik tebligatın iade edilmesi üzerine davacı asılın vekiline de işe davet yazısı gönderilmiştir. Beyan edilen son adrese ihtarnamenin tebliğ edilememiş olmasında davalı tarafın kusuru bulunmadığı gibi, bu hususta adres araştırma yükümlülüğü de kendisine yüklenemez. Şu hâlde davalının usulüne uygun davetine rağmen davacının işe başlamadığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…”